Popüler Kültürün Yayılmasında Basının Etkileri

Popüler kültür üzerine yapılan çalışmalarda ise çok daha eski yıllara dayanıyor olsa da yaygınlık bakımından daha çok 1950’li, 60’lı ve 70’li yıllarda kendisini yapısal olarak ön plana çıkarmıştı. 1980’lerde ve 1970’lerin başlarında da bu durum uluslararası iletişimle ilgili olarak o dönemin genç kuşakları arasında yapılan araştırmaların çoğunu dolaylı veya doğrudan etkilemesiyle hatırlanmakta.

Popüler Kültürün Yayılmasında Basının Etkileri
27 Aralık 2021 - 13:00
Popüler kültür üzerine yapılan çalışmalarda ise çok daha eski yıllara dayanıyor olsa da yaygınlık bakımından daha çok 1950’li, 60’lı ve 70’li yıllarda kendisini yapısal olarak ön plana çıkarmıştı. 1980’lerde ve 1970’lerin başlarında da bu durum uluslararası iletişimle ilgili olarak o dönemin genç kuşakları arasında yapılan araştırmaların çoğunu dolaylı veya doğrudan etkilemesiyle hatırlanmakta.

Günümüzde Haber verme, bilgilendirme esas amaç olmaktan çıkmış, görüntü ve ses haber içeriğinin önüne geçmiştir. Özellikle,  1980 sonrası ülkemiz basınında değişimlerin daha bariz bir şekilde meydan gelmesi bu değişim sürecini olduğundan biraz daha hızlı olmasına sebep oldu

O Dönemin sanat hayatı nasıldı?

Daha önce, 2004’te yayımlanan “Cennet Mahallesi’nde ve son olarak da “Kadın” dizilerinde izleyici karşısına çıkan Melih Çardak sözlerine,Popüler zaten o gün için popüler, yani bugün popüler olan bir hafta sonra popüler değil. Çabuk tüketilen, genel anlamda küçümsenen bir şeydir. Bence öyle bakmamak gerek diyerek sözlerine başladı.Çardak, Popüler kültür her zaman var, popüler kültür zaten günlükdiyerek kültürün değişkenliğine ve değişim hızına değindi. 

Geçmişten günümüze bugünün durumunu anlatan sanatçı, bugün için dizi seyretmek, popüler bir olay çünkü bütün gençlik dizi oyuncusu olmaya çalışıyor, bundan bir süre önce futbolcu olmak çok popüler bir meslekti, bundan da önce mankenlik vardı defileler olurdu, bugün içinse youtube, popüler kültüre dahil, eğer çok izlenen bir diziyi izlemiyorsan, yarın gittiğin bir toplantıda konu bu olacak ve izlemediğin için yalnızlaşacaksın, çünkü seyretmediysen o diziyi ortak olamayacaksın ve tepkiler alacaksın. Kuşatılmış vaziyette böyle bir durum ortaya çıkıyor.  Dolayısıyla popüleri takip etmek zorunda bırakıyor dedi.

Melih Çardak,Kültür, sürekli popüler kültürden etkilenerek, hafif hafif başka bir hale geliyor, benim değiştirmek istediğim, çok ütopik ama savaş düşüncesinin olmaması yönünde.Kendinden olan bir kültür zaten vardır popüler kültür buna başka bir biçim verir ve bir dönüşüm gerçekleşmiş olur.Kültür, popüler kültüründe de etkisiyle şekil değiştirerek bir sonraki kuşağa aktarılmaktadır. Diyerek sözlerini noktaladı.

Birçok besteye imza atmış bir sanatçı olan A.B. ise, o dönemlerden biraz bahsederek,TRT TV, öncesi ve sonrası diye ayırmak lazım. Öncesi Atatürk ilkelerine göre uyan ve yaşayan bir toplum, Oskarlı filmler geç de olsa gelmeye başlayınca, Fransız filmleriyle birlikte 2. Dünya savaşı sonrası modasını takip etmeye başladılar büyük şehirlerde. 55 ve 60 mışlı yıllarda yerli filmlerin başlamasıyla, birkaç yönetmenin çektiği özgün filmler dışında, herzaman olduğu gibi yabancı filmlerin uyarlaması başladı sinemalara. Bu Sinema dergilerinin piyasaya çıkmasına sebep oldu ve starlarımız dergilerde boy göstermeye başladı. Toplum başlayan bu harp sonrası özgürlük modasını sevdi ve birçok yeni doğan bebeğin adını bile bu oyunculardan koydular.” Diye dönemleri anlatırken, sözlerine “Ama daima sanata bir sansür vardı. Dedi.

Sanatçı sözlerine, bu ilerde öylesine abartıldı ki, söz ayrı komisyon, müzik ayrı komisyon tarafından denetime girdi. Yapılan besteler, söz geçse de, müzik, müzik geçse de söz denetimden geçmiyordu. İki si de nadir olarak geçse de, tv programlarına 28 günde bir çıkılmasına izin veriliyordu.60 lı yıllarda sinema biraz daha özgürdü başlarda. İdeolojik filmler henüz yeni çekiliyordu ama yerli sex filmleri furyası birden ortalığı sarmaya her sinemada gösterime girmeye başlayınca, sansür oraya da girdi ve yerli sex filmleri yasaklandı.Diyerek sinema ve müzikteki sansürü anlattı.

Ayrıca A.B. kültürün yok olma tehlikesinden bahsetti. Moda, müzik, sinema, twiter, Facebook, instagram da, internetten takip ediliyor ve mal satışlarıyla ticareti yapılabiliyor. Netflix, Amazon vs..gibi kanallardan abone olup film izlenebiliyor, Youtube kanallardan kendi program yayınlarını özgürce yapıyor insanlar. Ama bir yandan da, öz kültürümüz de erime tehlikesine uğruyor. . Sanat, felsefe ile olgunlaşırsa, yeni bir farklılık yaratır. İnsanlara ulaşır ve asırlarca yaşar. Dedi.

Popüler Kültürün, ekonomik kısmına da değinen bestekar, Geçmiş dönem, sosyal yaşamı daha çok destekleyen, sanata ulaşmayı daha heycanlı hale getiren etkinliklerin varolmasıyla oluşuyordu.Ekonomik açıdan da sanatla para kazananlar, hiçbir zaman sağlıklı bir ömür sürdürecek kadar, 5, 10 sanatçı hariç, geçinecek parayı kazanma şansları ve genellikle kurum tiyatrolarında çalışanların dışında sigortaları olmadı. Daha sonra devlet hallerine acıdı da, borçlanma ile sigortaladı çoğunu. Dönemin farklılıklarına da değinerek sözlerini noktaladı.

O dönemde gazetecilik anlayışı nasıldı?

46 yıllık gazeteci Namık Koçak sözlerine Televizyondaki ve gazetelerdeki popüler kültür faaliyetlerini anlatarak başladı.“Popüler kültür 80 öncesi gazetelerde yaygın bir şekilde yer alıyordu, o yıllarda televizyon kanalı olarak sadece TRT vardı ve devlet denetiminde kamu yayıncılığı yapıyordu. Resmi sayılabilecek bir yayın anlayışı vardı ve popüler kültüre kapalıydı. Gazetelerin ise, popüler kültüre yer verdikleri ölçüde tirajları artıyordu, bu yüzden sonuna kadar zorlayan gazeteler de vardı”dedi.



Koçak sözlerine, “Özellikle üçüncü sayfa haberleri, bulvar gazetelerinin ekleri. Bol fotoğraflı haberlerle ki kimi zaman bunların bazıları masa başı hikayelerden oluşurdu. Ve bu gazeteler arasında kıyasıya bir rekabet vardı.Gazetelerin toplumu eğitmek gibi bir görevleri olmadığını söyleyerek, bu konuda sorumluluğun kamu yayımcılığı yapan TRT’ye ait olduğunu öne sürüyorlardı.” Ekleme yaptı.

Ayrıca Koçak, 90’ların başında özel televizyonların da yayın yaşamına girmesiyle, popüler kültür televizyonlara taşındı, savunma yine aynıydı; “Biz eğitim kanalı değiliz, kültür sanat ağırlıklı yayınları devlet televizyonları yapsın” ifadelerine yer verdi.

Koçak bir kıyasla bitirdi. Sözleri ise, “Sadece medyada değil pek çok alanda değişim başlıyordu. 80 öncesi Beyoğlu’nda lahmacun satılmazdı, iyi lokantalar, meyhaneler vardı, lahmacun isteyen Aksaray’daki kebapçılarda bulabilirdi.Attila İlhan’ın dediği gibi, İstanbul göçle gelenleri dışlayınca, onlar da kendi kültürlerini yaşam biçimlerini bu büyük kente taşıdılar. Göçle gelenlerin oluşturduğu gecekondu semtlerinde nüfus artışı çok yüksekti ve onlar çoğaldıkça İstanbul’da büyük bir değişim yaşanıyordu. Gazete ve televizyonlar da bu değişimden nasibini almış, popüler kültürün bir parçası olmuşlardı. Gününüzdeki televizyon dizilerine, tartışma programlarını, gazetelerin manşetlerine baktığınızda bunu anlayabiliyorsunuz.” dedi


Bianet eski yazarlarından Şahin Artan,insanlar hayatla başa çıkmaya çalışırken onlara psikolojik, zihinsel, sosyal açılımlar sağlayacak, hayal ilham ve ne yapabilecekleri konusunda enerji verecek sözlü ya da sözsüz söylemlerin farklı iletişim formlarıyla bize ulaşan hali.80’ler ve öncesinde, televizyona göre daha geleneksel gazetecilikte popüler kültürün etkilerinin biraz daha sınırlı olduğunu söyleyebiliriz. Diyerek başladı. Ayrıca, ekonomik anlamda geçmişe ait bir kıyas yapılmasıyla birlikte Artan, “Piyasa mekanizmasının giderek hâkim olması nedeniyle kendiliğinden çıkışlar, sonucu hemen kestirilemeyecek ürünler zamanla elenmiş olabilir. Ki popüler kültür zenginliğinin önemli bir kısmı herhalde bunlardan geliyor.

Deneyimli gazeteci, bu durumun çıkış yolunun “Bunun panzehri, nispeten daha az yatırımla üretebilme; ama herhalde asıl yeni iletişim kanallarının kullanımı olabilir.” Diyerek sürdürdü.Artan, Popüler kültürün geniş ölçekli üretiminde ve medya üzerinden dağıtımında söz sahibi olan büyük sermaye kuruluşlarının da devletin de denetimi dışına çıkabilen bir yaratıcılık söz konusuydu.Popüler kültürün hayattaki yönelimler konusunda bireylere ve topluma verdiği ilham, ne yazık ki sistem ideologlarının vermek istediği ilhamla çok çelişmiyor da denebilir. Diyerek sözlerini sürdürdü.

Artan, popüler kültürün getirebileceği çatışma ortamını “Popüler kültüre müdahalelerle insanları belli yönde koşullamayı hedefleyen devletin ve onun bu konuda yakın iş birliği içinde olduğu büyük sermaye kuruluşlarının hedefleri evrensel değil. Tüm dünyada örtüşmüyor. Farklı devletler arasında bu açıdan çelişkiler olabiliyor. ‘Küreselleşen’ dünyada popüler kültür en azından 100 yıldır ortak söylemler üretme eğiliminde. Ama bir yandan da çelişkiler baki kalıyor.
Gazeteci Şahin Artan, “Dilimize, üslubumuza, düşünme biçimlerimize sinen popüler kültürün tek bir büyük yansımasından söz etmek de zor, bir ilkten bahsetmek de...” diyerek son verdi.

Özel Haber : Müşerref Ceyda Yarkent


 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum